Aort Diseksiyonu (Aort Damarının Yırtılması)

Aort Diseksiyonu

Aort Diseksiyonu Nedir?

Aort diseksiyonu, vücudun en büyük damarı olan aortun iç tabakasında yırtılma gelişmesi ve kanın damar duvarının katmanları arasına ilerlemesidir. Bu durum damar yapısını bozabilir ve kalp, beyin, böbrekler gibi hayati organlara giden kan akımını etkileyebilir.

Halk arasında “aort damar yırtılması” olarak da ifade edilir. Ancak aort diseksiyonu her zaman damarın tamamen yırtılıp kanın dışarı çıkması anlamına gelmez. Asıl sorun, kanın damar duvarının içine girerek katmanları birbirinden ayırmasıdır.

Aort diseksiyonu acil değerlendirme gerektiren ciddi bir hastalıktır. En tipik belirti aniden başlayan çok şiddetli göğüs veya sırt ağrısıdır. Erken tanı ve doğru tedavi yaşam kurtarıcı olabilir.

Aort Diseksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Aort diseksiyonunda ağrı çoğu zaman ani ve çok şiddetli başlar. Genellikle göğüste veya sırtta hissedilir. Bazı hastalar ağrıyı “yırtılır gibi”, “kopar gibi” veya daha önce yaşamadıkları kadar şiddetli olarak tarif eder.

Ağrının sırta, kürek kemikleri arasına, karına veya bele yayılması mümkündür. Nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi veya bayılma da görülebilir.

Diseksiyon beyne veya diğer organlara giden damarları etkilerse konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güç kaybı, görme bozukluğu veya bilinç değişikliği gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle ani başlayan şiddetli göğüs veya sırt ağrısı özellikle bayılma, nefes darlığı ya da nörolojik belirtilerle birlikteyse acil yardım alınmalıdır.

Aort Diseksiyonu Neden Olur?

Aort diseksiyonu genellikle damar duvarının zaman içinde zayıflaması ve damar içindeki yüksek basıncın bu bölgeyi zorlaması sonucunda gelişir.

En önemli risk faktörlerinden biri yüksek tansiyondur. Uzun süre kontrol altında olmayan tansiyon, aort duvarına sürekli yüksek basınç uygulayarak diseksiyon gelişme riskini artırabilir.

Aort anevrizması bulunan kişilerde de damar duvarı zayıflamış olabileceğinden risk artabilir. Marfan sendromu ve benzeri genetik bağ dokusu hastalıkları, biküspit aort kapağı gibi doğuştan bazı durumlar ve ailede aort hastalığı bulunması özellikle genç hastalarda önem taşır.

İleri yaş, sigara kullanımı ve damar hastalıkları da riski artırabilir. Daha nadiren ciddi travma veya bazı tıbbi girişimler sonrasında aort diseksiyonu gelişebilir.

Aort Diseksiyonu ile Aort Anevrizması Aynı Şey midir?

Hayır. İki hastalık birbiriyle ilişkili olabilir ancak aynı değildir.

Aort anevrizması, aort damarının normalden fazla genişlemesidir. Aort diseksiyonu ise damar duvarının iç tabakasında yırtık oluşması ve kanın damar duvarının katmanları arasına girmesidir.

Aort anevrizması damar duvarını zayıflatabildiği için bazı hastalarda diseksiyon gelişme riskini artırabilir.

Aort Diseksiyonu ile Kalp Krizi Karışabilir mi?

Evet. Her iki durumda da ani ve şiddetli göğüs ağrısı görülebileceği için aort diseksiyonu başlangıçta kalp kriziyle karışabilir.

Ancak tedavileri birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle ani başlayan ciddi göğüs ağrısında hızlı şekilde EKG, muayene ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle doğru tanının konulması önemlidir.

Aort Diseksiyonu Türleri Nelerdir?

Tedavi planı açısından aort diseksiyonunun hangi bölgede başladığı çok önemlidir. En sık kullanılan sınıflamada hastalık Tip A ve Tip B olarak iki gruba ayrılır.

Tip A Aort Diseksiyonu

Tip A diseksiyon, aortun kalpten çıktığı ilk bölümünü etkiler. Kalbe çok yakın olması nedeniyle kalp kapağını, kalbi besleyen damarları veya kalbin çevresindeki yapıları etkileyebilir.

Bu nedenle Tip A aort diseksiyonu çoğunlukla acil ameliyat gerektirir.

Tip B Aort Diseksiyonu

Tip B diseksiyon, aortun daha aşağıdaki inen bölümünden başlar ve kalpten çıkan ilk bölümü tutmaz.

Komplikasyon gelişmemiş bazı Tip B hastalarında tansiyon ve kalp hızının sıkı şekilde kontrol edildiği ilaç tedavisi yeterli olabilir. Ancak organlara giden kan akımı bozulmuşsa, damar genişlemeye devam ediyorsa veya başka komplikasyonlar gelişmişse damar içinden yapılan tedaviler gerekebilir.

Aort Diseksiyonu Tanısı Nasıl Konur?

Aort diseksiyonu şüphesinde tanının mümkün olduğunca hızlı konulması gerekir.

En sık kullanılan yöntem BT anjiyografidir. Bu inceleme aortun tamamını kısa sürede görüntüleyerek diseksiyonun nereden başladığını, ne kadar yayıldığını ve organlara giden damarların etkilenip etkilenmediğini gösterebilir.

Bazı hastalarda ekokardiyografi, özellikle de yemek borusundan yapılan transözofageal ekokardiyografi kullanılabilir. Kalp kapağının veya aortun kalbe yakın bölümünün değerlendirilmesinde bu yöntem yararlı olabilir.

MR anjiyografi de aortu ayrıntılı gösterebilir ancak acil durumlarda çekim süresi nedeniyle BT kadar sık kullanılmaz.

Aort Diseksiyonu Nasıl Tedavi Edilir?

Aort diseksiyonu tedavisinde en önemli belirleyici diseksiyonun Tip A mı yoksa Tip B mi olduğu, hastanın genel durumu ve organlara giden kan akımının etkilenip etkilenmediğidir.

Tanı konur konmaz genellikle tansiyonun ve kalp hızının hızla kontrol altına alınması amaçlanır. Böylece aort duvarının üzerindeki basınç azaltılarak diseksiyonun ilerlemesi önlenmeye çalışılır.

Tip A Aort Diseksiyonu Ameliyatı

Tip A diseksiyonlarda tedavi çoğunlukla acil cerrahidir.

Ameliyat sırasında aortun yırtılmış ve hasarlanmış bölümü onarılır veya çıkarılarak yerine yapay damar grefti yerleştirilir. Aort kapağı da etkilenmişse aynı ameliyat sırasında kapağa yönelik ek tedavi gerekebilir.

Amaç aortun bütünlüğünü yeniden sağlamak ve kalp ile diğer hayati organlara giden kan akımını korumaktır.

Tip B Aort Diseksiyonu Tedavisi

Komplikasyon gelişmemiş Tip B diseksiyonlarda ilk yaklaşım çoğu zaman yoğun tansiyon ve kalp hızı kontrolüdür. Hasta yakın takip edilir ve aortun durumu düzenli görüntülemelerle değerlendirilir.

Ancak diseksiyon nedeniyle organlara kan akımı bozulmuşsa, aort hızla genişliyorsa, devam eden şiddetli ağrı veya başka ciddi sorunlar varsa girişimsel tedavi gerekebilir.

TEVAR Nedir?

TEVAR (Thoracic Endovascular Aortic Repair), göğüs aortunun damar içinden stent greft ile tedavi edilmesidir.

İşlem genellikle kasık damarından yapılır. Kateter yardımıyla aortun içine özel bir stent greft yerleştirilerek diseksiyonun giriş bölgesinin kapatılması ve kanın damar duvarındaki yanlış kanala girmesinin azaltılması amaçlanır.

TEVAR özellikle komplike Tip B aort diseksiyonlarında önemli bir tedavi seçeneğidir.

Aort Diseksiyonu Sonrası Takip Neden Önemlidir?

Aort diseksiyonunun tedavi edilmesi takip ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Aortun diğer bölümlerinde zaman içinde genişleme veya yeni değişiklikler gelişebilir.

Bu nedenle hastalar belirli aralıklarla BT, MR veya diğer görüntüleme yöntemleriyle takip edilir. Kontrollerin sıklığı diseksiyonun yerine, yapılan tedaviye ve aortun mevcut durumuna göre belirlenir.

Uzun dönem tedavide en önemli konulardan biri tansiyonun iyi kontrol edilmesidir. Tansiyon ilaçlarının düzenli kullanılması, sigaranın bırakılması ve doktor kontrollerinin aksatılmaması aortun korunması açısından büyük önem taşır.

Aort Diseksiyonu Sonrası Egzersiz Yapılabilir mi?

İyileşme sonrasında fiziksel aktivite tamamen yasak değildir. Yürüyüş gibi hafif ve orta düzey aktiviteler çoğu hastada uygun olabilir.

Ancak ağır kaldırmak ve ani şekilde tansiyonu yükselten çok yoğun egzersizler aort üzerindeki basıncı artırabileceğinden uygun olmayabilir. Egzersizin türü ve yoğunluğu hastanın aort yapısına ve uygulanan tedaviye göre kardiyoloji veya kalp damar cerrahisi ekibiyle birlikte belirlenmelidir.

Aort Diseksiyonu Tehlikeli midir?

Evet. Aort diseksiyonu hayati risk taşıyan en önemli damar acillerinden biridir. Özellikle aortun kalbe yakın bölümünü tutan Tip A diseksiyonlarda hızlı tanı ve tedavi büyük önem taşır.

Ancak günümüzde acil cerrahi, yoğun bakım tedavileri ve TEVAR gibi damar içinden uygulanan yöntemler sayesinde uygun hastalarda başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.

En önemli nokta, hastalığın belirtilerinin erken fark edilmesi ve tedavinin geciktirilmemesidir.

Ne Zaman Acil Yardım Alınmalı?

Daha önce yaşanmamış şekilde aniden başlayan çok şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, özellikle bayılma, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, görme kaybı veya kol-bacakta güçsüzlük ile birlikteyse acil yardım çağrılmalıdır.

Bu belirtiler yalnızca aort diseksiyonunda değil, kalp krizi ve diğer ciddi kalp-damar hastalıklarında da görülebilir. Evde beklemek yerine acil değerlendirme yapılması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Aort diseksiyonu ile aort damarının yırtılması aynı şey midir?

Tam olarak aynı değildir. Aort diseksiyonunda damar duvarının iç tabakasında bir yırtık oluşur ve kan damar duvarının katmanları arasına girer. Damarın tamamen yırtılması ise kanın aort dışına çıkmasına neden olan daha farklı ve çok ciddi bir komplikasyondur.

Aort diseksiyonu tekrarlar mı?

Tedavi sonrasında aortun başka bölgelerinde yeni diseksiyon veya genişleme gelişebilir. Bu nedenle hastaların yaşam boyu düzenli görüntüleme ve tansiyon takibi gerekir.

Aort diseksiyonu genç yaşta görülür mü?

Evet, ancak daha az sıktır. Genç hastalarda Marfan sendromu gibi genetik bağ dokusu hastalıkları, biküspit aort kapağı veya ailevi aort hastalıkları özellikle araştırılır.

Aort diseksiyonu ameliyatsız tedavi edilebilir mi?

Bazı hastalarda evet. Özellikle komplikasyon gelişmemiş Tip B diseksiyonlarda ilaç tedavisi yeterli olabilir. Gerekli olduğunda TEVAR ile damar içinden stent greft uygulanabilir. Tip A diseksiyonlarda ise çoğu zaman acil cerrahi tedavi gerekir.

Aort diseksiyonu sonrası normal yaşama dönülebilir mi?

Birçok hasta başarılı tedavi sonrasında günlük yaşamına dönebilir. Ancak tansiyon kontrolü, düzenli görüntüleme ve ağır efordan kaçınma gibi uzun dönem önlemler gerekir. Takip planı kişiye özel hazırlanmalıdır.

Kaynaklar

  1. Aortic Dissection
  2. Aortic Dissection: A Review of the Pathophysiology, Management and Prospective Advances