Aort anevrizmasi

Aort Anevrizması Nedir? Ne Zaman Tehlikeli Hale Gelir?

Aort, kalpten çıkan ve vücudun tamamına kan taşıyan en büyük atardamardır. Aort anevrizması ise bu büyük damarın belirli bir bölümünde gelişen kalıcı genişleme veya balonlaşma olarak tanımlanır. Çoğu zaman yavaş ilerler ve uzun süre hiçbir belirti vermez. Ancak belirli bir büyüklüğe ulaştığında veya damar duvarı zayıfladığında ciddi sonuçlara yol açabilir ve hayatı tehdit yaratabilir. Bu nedenle aort anevrizması, sessiz ilerleyebilen ancak dikkatle takip edilmesi gereken damar hastalıkları arasında yer alır.

Aort Anevrizması Nasıl Oluşur?

Sağlıklı bir aort damarı, yüksek basınca dayanabilecek güçlü ve esnek bir yapıya sahiptir. Ancak yaşlanma, yüksek tansiyon, sigara kullanımı ve bazı genetik hastalıklar zamanla damar duvarının zayıflamasına neden olabilir.

Damar duvarındaki bu zayıflama ilerledikçe aort genişlemeye başlar. Başlangıçta küçük olan bu genişleme yıllar içinde artabilir. Tıpkı aşırı şişirilen bir balonun duvarının incelmesi gibi, damar çapı büyüdükçe duvar üzerindeki gerilim de artar. Bu nedenle anevrizmanın büyüklüğü, taşıdığı risk açısından büyük önem taşır.

Aort Anevrizması Belirti Verir Mi?

Aort anevrizmalarının önemli bir kısmı herhangi bir belirti oluşturmaz. Birçok hasta tanıyı başka bir nedenle yapılan ultrason, tomografi veya ekokardiyografi sırasında tesadüfen öğrenir.

Belirti ortaya çıktığında ise anevrizmanın bulunduğu bölgeye göre farklı şikâyetler görülebilir. Göğüs aortasında yer alan anevrizmalar göğüs ağrısı, sırt ağrısı veya nefes darlığına neden olabilirken, karın aortasındaki anevrizmalar karında dolgunluk hissi, karın ağrısı veya sırta vuran ağrılarla kendini gösterebilir.

Ancak anevrizmaların tehlikeli olmasının nedeni çoğu zaman belirti vermeleri değil, belirti vermeden büyüyebilmeleridir.

Aort Anevrizmasının Farklı Türleri Var Mıdır?

Aort, kalpten çıktıktan sonra göğüs ve karın boyunca uzanan uzun bir damardır. Bu nedenle anevrizmalar aortun farklı bölgelerinde gelişebilir. Anevrizmanın bulunduğu bölge hem belirtileri hem de tedavi planını etkileyebilir.

Asendan Aort Anevrizması

Kalpten çıkan aortun ilk bölümünde gelişir. Özellikle hipertansiyon, biküspit aort kapağı ve bazı genetik bağ dokusu hastalıkları ile ilişkili olabilir.

Aort Kökü Anevrizması

Aort kapağının hemen üzerinde bulunan bölümde gelişir. Bazı hastalarda aort kapağında kaçak oluşmasına neden olabilir.

Arkus Aort Anevrizması

Aortun beyin ve kollara giden damarları verdiği kıvrımlı bölümde yer alır. Tedavi planlaması diğer bölgelere göre daha karmaşık olabilir.

Torasik Aort Anevrizması

Göğüs boşluğu içerisindeki aort segmentlerinde gelişen anevrizmalar için kullanılan genel bir tanımdır.

Abdominal Aort Anevrizması

Karın bölgesindeki aortta gelişir ve toplumda en sık görülen anevrizma türüdür. Özellikle ileri yaş erkeklerde ve sigara kullanan kişilerde daha sık görülür.

Aort Anevrizmasında Çap Neden Bu Kadar Önemlidir?

Aort anevrizmasının oluşturduğu risk büyük ölçüde damar çapıyla ilişkilidir. Anevrizma büyüdükçe damar duvarı üzerindeki yük artar ve yırtılma veya patlama riski yükselir.

Yetişkin bir insanda karın aortasının normal çapı yaklaşık 2 santimetre civarındadır. Genel olarak 3 santimetrenin üzerindeki genişlemeler anevrizma olarak kabul edilir. Ancak her anevrizma aynı derecede risk taşımaz.

Yaklaşık 4 santimetre çapındaki bir anevrizma ile 6 santimetre çapındaki bir anevrizmanın oluşturduğu risk aynı değildir. Çap büyüdükçe komplikasyon (yırtılma) ihtimali de artar. Anevrizma tanısı konulan hastalarda sadece mevcut çap değil, yıllık büyüme hızı da dikkatle değerlendirilir.

Aort Anevrizması Ne Zaman Tehlikeli Hale Gelir?

Hastaların en sık sorduğu soru budur. Çünkü anevrizma tanısı almak her zaman ameliyat gerektirdiği anlamına gelmez.

Karın aortası anevrizmalarında genel olarak çapın 5 ila 5,5 santimetreye ulaşması tedavi açısından önemli bir eşik kabul edilir. Bunun yanında anevrizmanın kısa sürede hızlı büyümesi veya şikayetlere yol açması da müdahale gerektirebilir.

Göğüs aortasında bulunan anevrizmalarda ise karar yalnızca çap ölçümüne göre verilmez. Anevrizmanın bulunduğu bölge, hastanın boyu, kilosu, genetik hastalıkları ve eşlik eden kalp problemleri de değerlendirilir. Birçok hastada 5 ila 5,5 santimetre seviyeleri önemli kabul edilse de bazı durumlarda daha küçük çaplarda müdahale planlanabilir.

Anevrizma tedavisinde asıl amaç mevcut çapı değil, gelecekte oluşabilecek yırtılma riskini değerlendirmektir.

Anevrizma Patlarsa Ne Olur?

Aort anevrizmasının en korkulan komplikasyonu damar duvarının yırtılmasıdır. Tıpta rüptür olarak adlandırılan bu durum ani ve ciddi iç kanamaya yol açabilir ve yaşamı tehdit eder.

Patlama geliştiğinde hastalarda şiddetli göğüs, sırt veya karın ağrısı ortaya çıkabilir. Kan basıncı (tansiyon) hızla düşer ve acil müdahale gerekir. Anevrizmaların belirli bir büyüklüğe ulaşmadan takip edilmesi ve gerektiğinde tedavi edilmesi bu açıdan hayati önem taşır. Amaç patlamayı tedavi etmek değil, patlama gerçekleşmeden önce riski ortadan kaldırmaktır.

Aort Anevrizması Nasıl Takip Edilir?

Her anevrizma ameliyat gerektirmez. Küçük çaplı anevrizmaların önemli bir kısmı düzenli görüntüleme yöntemleriyle izlenebilir.

Takip sıklığı anevrizmanın çapına ve büyüme hızına göre değişir. Bazı hastalarda yılda bir kez yapılan görüntüleme yeterli olurken, daha büyük anevrizmalarda daha sık kontroller gerekebilir.

Bu süreçte yüksek tansiyonun kontrol altına alınması, sigaranın bırakılması ve kardiyovasküler risk faktörlerinin azaltılması da tedavinin önemli bir parçasıdır.

Aort Anevrizması Nasıl Tedavi Edilir?

Aort anevrizmasının tedavisi, anevrizmanın yerleşimine, büyüklüğüne ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır.

Uzun yıllar boyunca temel tedavi yöntemi açık cerrahi ameliyatlar olmuştur. Bu yöntemde genişleyen damar bölümü çıkarılır ve yerine yapay damar yerleştirilir. Günümüzde bu yöntem hâlâ birçok hasta için etkili ve kalıcı bir tedavi seçeneğidir.

Bununla birlikte son yıllarda damar içinden uygulanan daha az girişimsel yöntemler yaygınlaşmıştır.

EVAR ve TEVAR Nedir?

Bazı hastalarda anevrizma tedavisi açık ameliyat yapılmadan gerçekleştirilebilir. Bu yöntemlerde kasık damarlarından girilerek anevrizmanın bulunduğu bölgeye özel bir stent greft yerleştirilir. Böylece kan akımı anevrizma kesesinin içinden değil, stentin içinden geçer ve damar duvarı üzerindeki basınç azaltılır.

Karın aortasında uygulanan bu yönteme Endovasküler Anevrizma Onarımı (EVAR) adı verilir. Göğüs aortasında uygulandığında ise Torasik Endovasküler Anevrizma Onarımı (TEVAR) olarak adlandırılır.

EVAR ve TEVAR yöntemleri birçok hastada daha kısa hastanede kalış süresi, daha hızlı iyileşme ve daha düşük cerrahi travma sağlayabilir. Ancak her anevrizma bu yöntemlere uygun değildir. Tedavi seçimi yapılırken anevrizmanın şekli, yerleşimi ve damar yapısı ayrıntılı olarak değerlendirilir.

EVAR ve TEVAR Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

EVAR ve TEVAR işlemlerinin en önemli avantajlarından biri, çoğu hastada açık ameliyata göre daha konforlu bir iyileşme süreci sağlamasıdır. İşlem genellikle kasık bölgesindeki damarlar kullanılarak gerçekleştirildiği için göğüs veya karın bölgesinde büyük cerrahi kesiler yapılmasına gerek kalmaz.

Hastalar çoğu zaman işlem sonrasında kısa bir süre yoğun bakım veya yakın takip altında izlenir. Takip sürecinin uzunluğu yapılan işlemin kapsamına, hastanın yaşına ve eşlik eden hastalıklarına göre değişebilir. 

İyileşme sürecinde hastaların büyük bölümü birkaç hafta içerisinde günlük yaşamlarına dönebilir. Ancak ağır kaldırma, yoğun fiziksel aktivite ve hekimin kısıtladığı hareketlerden belirli bir süre kaçınılması gerekebilir. Ayrıca yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması, sigaranın bırakılması ve damar sağlığını koruyacak yaşam tarzı değişikliklerinin sürdürülmesi uzun dönem başarının önemli bir parçasıdır.

Her ne kadar EVAR ve TEVAR yöntemleri daha az girişimsel işlemler olarak kabul edilse de, bunlar yine de büyük damar hastalıklarının tedavisi için uygulanan ciddi girişimlerdir. Bu nedenle işlem sonrası takiplerin aksatılmaması ve önerilen kontrol programına uyulması büyük önem taşır.

Sonuç

Aort anevrizması çoğu zaman sessiz ilerleyen ancak belirli bir büyüklüğe ulaştığında ciddi riskler oluşturabilen önemli bir damar hastalığıdır. Anevrizmanın çapı, büyüme hızı ve bulunduğu bölge tedavi kararında belirleyici rol oynar. Günümüzde düzenli takip, açık cerrahi yöntemler ve EVAR veya TEVAR gibi endovasküler tedaviler sayesinde birçok hasta başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle aort anevrizması tanısı alan kişilerin düzenli kontrollerini aksatmaması ve takip planına uygun hareket etmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Aort anevrizması kalıtsal olabilir mi?

Evet, aort anevrizması bazı kişilerde genetik yatkınlıkla ilişkilidir. Birinci derece akrabasında anevrizma olan kişilerde risk daha yüksek olabilir. Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları da damar duvarını zayıflatarak anevrizma gelişimine zemin hazırlayabilir. Ailede anevrizma öyküsü varsa tarama konusunda doktora danışmak önemlidir.

Aort anevrizması taraması kimlere ve ne zaman yapılmalıdır?

Özellikle 65–75 yaş arasında sigara içmiş erkeklerde karın aort anevrizması için ultrason taraması önerilir. Ailede anevrizma öyküsü varsa tarama daha erken yaşta planlanabilir. Kadınlarda risk daha düşük olsa da sigara kullanımı veya aile öyküsü varsa değerlendirme yapılması faydalı olabilir.

EVAR sonrası takip neden önemlidir?

EVAR (damar içinden yapılan kapalı anevrizma tedavisi) sonrasında stent etrafına kan sızıntısı olabilir. Buna “endoleak” denir. Bu durum anevrizma içindeki basıncın devam etmesine neden olabilir. Bu yüzden işlem sonrası düzenli ultrason veya tomografi kontrolleri yapılması çok önemlidir.

Aort diseksiyonu ile aort anevrizması aynı şey midir?

Hayır, farklı durumlardır. Aort anevrizması damarın genişlemesidir. Aort diseksiyonu ise damar duvarının katmanları arasına kan girerek duvarın ayrılmasıdır. İkisi bazen birlikte görülebilir ama tedavi yaklaşımları farklıdır.

Anevrizma olan kişi hangi aktivitelerden kaçınmalıdır?

Ağır yük kaldırma, nefes tutarak yapılan egzersizler ve aşırı zorlayıcı aktiviteler damar üzerindeki basıncı artırabilir. Bu nedenle genellikle önerilmez. Tempolu yürüyüş gibi hafif egzersizler çoğu hasta için güvenlidir. Hangi aktivitenin uygun olduğu anevrizmanın boyutuna göre doktorla birlikte belirlenmelidir.

Tansiyon neden anevrizma için bu kadar önemlidir?

Aort damarı her kalp atışında basınca maruz kalır. Yüksek tansiyon bu basıncı artırarak damar duvarındaki zayıf bölgenin daha hızlı genişlemesine neden olabilir. Bu nedenle anevrizma tanısı olan kişilerde tansiyon kontrolü tedavinin temel parçalarından biridir.

Anevrizma ameliyatı veya stent sonrası normal yaşama ne zaman dönülür?

Kapalı yöntemlerle yapılan EVAR veya TEVAR işlemlerinden sonra hastalar genellikle birkaç gün içinde taburcu olur ve birkaç hafta içinde günlük yaşama dönebilir. Açık ameliyat sonrası iyileşme süresi daha uzun olabilir. Fiziksel aktiviteye dönüş mutlaka doktor önerisiyle olmalıdır.

Kaynaklar