Ventriküler septal defekt (VSD), kalbin sağ ve sol alt odacıkları arasındaki duvarda bulunan doğuştan delik durumudur. Bu açıklık doğum öncesi dönemde kalbin gelişimi sırasında oluşur ve bebek doğduğunda zaten mevcuttur.
Normalde kalbin sağ ve sol tarafı birbirinden tamamen ayrıdır. VSD olduğunda ise kalbin sol tarafındaki temiz kanın bir kısmı sağ tarafa geçer. Bu durum kalp ve akciğerlerin normalden fazla çalışmasına neden olabilir.
VSD, doğuştan kalp hastalıkları arasında en sık görülen durumlardan biridir. Ancak her VSD aynı değildir. Küçük delikler bazen kendiliğinden kapanabilirken, daha büyük açıklıklar takip veya tedavi gerektirebilir.
VSD neden olur?
VSD’nin neden bazı bebeklerde oluştuğu çoğu zaman bilinmez. Kalbin gelişimi anne karnında çok karmaşık bir süreçtir ve bu süreçte küçük aksaklıklar olabilir.
Bazı durumlar riski artırabilir. Annenin hamileliğin ilk üç ayında geçirdiği bazı enfeksiyonlar (özellikle kızamıkçık), kontrolsüz şeker hastalığı, hamilelikte bazı ilaçların kullanımı ve aşırı alkol tüketimi etkili olabilir.
Ailesel etkenler küçük bir rol oynar. Ailede VSD ya da başka doğuştan kalp hastalığı olan kişilerde risk biraz daha yüksektir. Down sendromu gibi bazı durumlarda VSD belirgin biçimde sık görülür.
Pek çok VSD’de tanımlı bir neden bulunamaz. Aileler kendilerini suçlamamalıdır; VSD çoğu zaman önlenebilir bir durum değildir.
VSD türleri
Tek bir VSD yoktur. Deliğin duvarın neresinde yer aldığına göre VSD farklı türlere ayrılır. Bu ayrım önemlidir; çünkü deliğin yeri hem kendiliğinden kapanma olasılığını hem de tedavi seçimini etkiler.
Perimembranöz VSD en sık görülen türdür. Deliğin duvarın üst kısmında, kalp kapaklarına yakın bir yerde olduğu durumdur. VSD’lerin yaklaşık dörtte üçü bu tiptedir. Bir kısmı zamanla kendiliğinden kapanabilir.
Müsküler VSD duvarın kas dokusunda yer alan deliklerdir. Bazen tek, bazen birden fazla küçük delik halinde olur. Bu tipin kendiliğinden kapanma olasılığı en yüksektir.
İnlet VSD ve outlet VSD daha az görülen türlerdir. Bu deliklerin yerleşimi çoğu zaman kendiliğinden kapanmaya izin vermez ve tedavi gerektirir.
Hangi tür VSD olduğunu ekokardiyografi gösterir. Ekokardiyografi, ses dalgalarıyla kalbin yapısını gösteren ağrısız bir testtir.
Belirtiler nelerdir?
VSD’nin belirtileri büyük ölçüde deliğin büyüklüğüne bağlıdır.
Küçük VSD çoğu zaman hiç belirti vermez. Bebek normal beslenir, normal kilo alır, normal gelişir. Tanı genellikle kalp dinlemesi sırasında duyulan üfürümle konur. Üfürüm, kalbin normal seslerinin yanında duyulan ek bir sestir. İlginç bir şekilde küçük VSD’lerin üfürümü çoğu zaman çok gürültülüdür; yani sesi belirgin diye delik büyük demek değildir.
Orta büyüklükte VSD bebeklik döneminde bazı belirtilere yol açabilir. Bebek beslenirken çabuk yorulur, emerken duraklamak zorunda kalır, terler. Kilo alımı yavaşlayabilir. Sık akciğer enfeksiyonu geçirmek dikkat çekicidir.
Büyük VSD belirgin belirtiler verir. Hızlı ve zorlu nefes alma, beslenme zorluğu, terleme, huzursuzluk ve gelişme geriliği görülür. Bu bebekler erken değerlendirme gerektirir.
Yetişkin yaşına ulaşmış VSD’liler farklı bir tablo gösterir. Küçük VSD’leri olan yetişkinler genellikle hiçbir sorun yaşamaz. Tedavi edilmemiş büyük VSD’sı olanlarda nefes darlığı, çarpıntı ve egzersiz toleransında azalma görülebilir.
VSD kendiliğinden kapanır mı?
Bu, ailelerin en çok sorduğu sorulardan biridir. Cevap “evet, ama her VSD için değil” şeklindedir.
Küçük VSD’lerin önemli bir kısmı yaşamın ilk birkaç yılında kendiliğinden kapanır. Özellikle müsküler VSD’lerin yaklaşık yarısı okul çağına gelmeden kapanır. Perimembranöz VSD’lerin de bir kısmı kendiliğinden kapanma eğilimindedir.
Orta ve büyük VSD’lerde kendiliğinden kapanma beklenmez. Bu deliklerin tedaviyle kapatılması gerekir.
Yaş ilerledikçe kendiliğinden kapanma şansı azalır. İki yaşını geçmiş bir VSD’nin kendiliğinden kapanma olasılığı belirgin biçimde düşmüştür. Beş yaşını geçen VSD’lerin ise kendiliğinden kapanması neredeyse hiç beklenmez.
Bu yüzden hekim küçük VSD’leri belirli aralıklarla takip eder. Bu süreçte çocuğun beslenmesi, kilo alımı ve genel gelişimi izlenir. Belirti yoksa beklemek doğru bir yaklaşımdır.
Tehlikeleri nelerdir?
Tedavi edilmemiş büyük VSD’lerin uzun vadeli sonuçları ciddi olabilir.
İlk sorun kalbin yorulmasıdır. Sürekli sağ tarafa kaçan kan, kalbi normalden fazla çalışmaya zorlar. Zamanla kalp bu yükü taşıyamaz hale gelebilir.
İkinci sorun akciğer damarlarındaki hasardır. Fazla kan sürekli akciğerlere gittiğinde akciğer damarları zarar görür. Yıllar içinde bu damarlar kalın ve sert hale gelir. En ileri aşamada Eisenmenger sendromu denilen durum gelişir. Bu noktada akciğer damarlarındaki basınç çok yükselmiş, hasar geri dönüşsüz hale gelmiştir. Eisenmenger sendromu geliştiğinde artık VSD’yi kapatmak güvenli değildir.
Endokardit (kalbin iç tabakasının iltihaplanması) bir başka risktir. Delikten geçen kan akımı bu enfeksiyon riskini biraz artırır. Diş tedavileri ve bazı cerrahi işlemler bu açıdan dikkat gerektirir.
İşte bu yüzden tedavi gereken VSD’lerin doğru zamanda kapatılması önemlidir. Uygun zamanda yapılan kapatma bütün bu riskleri ortadan kaldırır.
Tanı nasıl konur?
VSD tanısının ilk basamağı kalp dinlemesidir. Hekim stetoskopla göğüs duvarından dinleme yaptığında VSD’ye özgü bir üfürüm duyar. Bu üfürüm tipik olarak göğsün sol alt kısmında, kaba ve yüksek tonlu bir ses olarak duyulur.
Tanıyı kesinleştiren yöntem ekokardiyografidir. Bu testle hem VSD’nin varlığı kesinleşir hem de türü, yeri, büyüklüğü ve oluşturduğu kan akımı değerlendirilir. Bebeklerde ağrısızdır ve kısa sürer.
Bazı durumlarda ek tetkikler gerekir. EKG kalbin elektriksel etkinliğini gösteren basit bir testtir; büyük VSD’lerde kalbin nasıl etkilendiği hakkında bilgi verir. Akciğer filmi de kullanılabilir. Karmaşık vakalarda kalp MR’ı ya da kalp kateterizasyonu gerekebilir.
Tedavi gerekir mi?
Tedavi kararı VSD’nin büyüklüğüne, çocuğun belirtilerine ve kalbin nasıl etkilendiğine göre verilir.
Küçük ve belirti vermeyen VSD’lerde çoğu zaman tedavi gerekmez. Çocuk düzenli kontrollerle izlenir. Bu süre içinde beslenmesi, kilo alımı ve gelişimi değerlendirilir; ekokardiyografi ile VSD’nin durumu kontrol edilir. Çoğu küçük VSD ilerleyen yıllarda kendiliğinden kapanır.
Orta büyüklükte VSD’lerde karar hastaya göre değişir. Belirti varsa, kilo alımında sorun varsa ya da kalp ekokardiyografide etkilenmeye başlamışsa tedavi gündeme gelir. Belirti yoksa ve kalp etkilenmemişse beklemek uygun olabilir.
Büyük VSD’lerde tedavi neredeyse her zaman gereklidir. Tedavi bebeklik döneminde planlanır; akciğer ve kalp üzerindeki uzun vadeli hasarı önlemek için erken kapatma önerilir.
Bazı bebeklerde ilaç tedavisi kullanılır. Diüretik denilen idrar söktürücüler vücuttaki fazla sıvının atılmasını sağlar; böylece akciğerlerdeki yük azalır. Bazı kalp ilaçları da eklenebilir. Ancak ilaç VSD’yi kapatmaz; sadece belirtileri yönetir ve kapatma kararına kadar geçen dönemi rahatlatır.
VSD nasıl kapatılır?
VSD kapatılması açık kalp ameliyatı ile veya uygun hastalarda ameliyatsız girişimsel yöntemlerle yapılabilir. Ameliyatsız VSD kapatma işleminde, kasık damarından ilerletilen ince kateterler yardımıyla açıklığın içine özel bir kapatma cihazı yerleştirilir. Ancak bu yöntem her VSD için uygun değildir ve açıklığın tipi ile yerleşimi işlem kararında belirleyicidir. Ameliyatsız VSD kapatma işlemi ve uygun hasta seçimi ile ilgili ayrıntılar VSD kapatma yazısında ele alınmaktadır.
VSD ile yaşam
Tedavi edilmiş ya da küçük olup belirti vermeyen VSD’lerde yaşam genellikle normaldir.
Çocuklar büyürken okul, spor ve sosyal yaşamda akranlarından farklı bir yol izlemek zorunda kalmaz. Belirti veren ya da büyük VSD’si olan çocuklarda kapatma sonrası büyüme ve gelişme hızla normale döner.
Spor konusunda küçük ve tedavi edilmiş VSD’si olan çocuklar tüm sporlara katılabilir. Tedavi edilmemiş orta-büyük VSD’lerde ya da Eisenmenger sendromu gelişmiş hastalarda bazı kısıtlamalar gerekir. Hangi sporun uygun olduğu çocuk kardiyoloji uzmanı tarafından belirlenir.
Diş tedavisi ve bazı cerrahi işlemler VSD’si olan hastalarda dikkat gerektirir. Bu işlemler sırasında bakteri kana karışıp VSD bölgesine yerleşerek endokardit yapabilir. Diş hekiminize VSD olduğunuzu mutlaka bildirmeniz önemlidir; bazı işlemler öncesi antibiyotik kullanımı önerilebilir. Kapatma yapılmış VSD’lerde ilk altı aydan sonra bu önlem genellikle gerekmez.
Hamilelik küçük ya da tedavi edilmiş VSD’si olan kadınlarda sorunsuz geçer. Tedavi edilmemiş büyük VSD’si olan ya da Eisenmenger sendromu gelişmiş kadınlarda hamilelik ciddi riskler taşır; bu kadınların hamilelik planlamadan önce mutlaka uzman görüşü alması gerekir.
Çocuğunuzda VSD varsa neler yapmalısınız?
VSD tanısı duymak ailelerde büyük endişe yaratır. Ancak çoğu VSD’li çocuk uygun yaklaşımla tamamen normal bir hayat sürer.
Doğru bir çocuk kardiyoloji uzmanına başvurmak önemlidir. Bu uzmanlar VSD’nin türüne, büyüklüğüne, çocuğun yaşına ve gelişimine göre size en uygun yolu söyler.
Çocuğunuzun nefes alışını, beslenmesini ve kilo alımını izleyin. Hızlı ve zorlu nefes alma, beslenirken aşırı yorulma, terleme ve renk değişikliği gözlemlerseniz hekime bildirin. Düzenli boy-kilo takibi yapın.
Aşı takvimine uyun. VSD’si olan çocuklarda da aşılar olağan zamanlarında yapılır. Hatta akciğer enfeksiyonlarına karşı koruma daha da önemlidir; bu nedenle bazı ek aşılar önerilebilir.
Sigara dumanından uzak tutmak çok önemlidir. Sigaraya maruz kalan çocuklarda akciğer enfeksiyonları daha sık görülür ve VSD’li çocuk bu enfeksiyonlardan daha çok etkilenir.
Çocuğunuzun durumunu gizlemenize gerek yoktur. Okul, spor antrenörü ve diş hekimi gibi düzenli karşılaştığı kişilerin bu durumu bilmesi yardımcı olur.
Hangi durumlarda hekime ulaşılmalı?
VSD’si olan bir bebekte beslenmede ani kötüleşme, çok hızlı nefes alma, dudaklarda ya da ellerde morarma, aşırı uyku hali ya da beslenirken çok çabuk yorulma yaşanırsa hekime başvurulmalıdır.
VSD tanılı bir çocuk ya da yetişkinde ateşli bir hastalık günlerce sürüyorsa, açıklanamayan yorgunluk varsa endokardit riski açısından hekime ulaşılmalıdır.
Yetişkin VSD hastalarında yeni başlayan nefes darlığı, çarpıntı, bayılma, bacaklarda şişme ya da egzersiz toleransında belirgin azalma değerlendirme gerektirir.
Çocukta kilo alımının durması ya da geri gitmesi de bir uyarı işaretidir. Bu, VSD’nin etkisini gösteren önemli bir bulgu olabilir.