Troponin

Troponin testi

Troponin nedir?

Troponin, kalp kası hücrelerinde bulunan ve kalp hasarının en önemli göstergelerinden biri olan bir proteindir. Normalde kanda çok düşük düzeyde bulunur ya da hiç saptanmaz. Kalp kası hücreleri hasar gördüğünde troponin kana karışır ve kan testinde yüksek çıkar.

Bu nedenle troponin ölçümü, özellikle kalp krizi şüphesinde en kritik tanı testlerinden biridir. Göğüs ağrısıyla acil servise başvuran bir hastada troponin düzeyi, kalbin zarar görüp görmediğini gösteren en güvenilir laboratuvar bulgusudur.

Troponin neden önemlidir?

Kalp krizi sırasında kalbi besleyen damarlardan biri tıkanır. Tıkanan damarın beslediği kalp kası hücreleri oksijensiz kalır ve hasar görmeye başlar. Hasar gören hücrelerden troponin kana sızar ve birkaç saat içinde kanda saptanabilir düzeye ulaşır.

Troponinin önemi buradan gelir. Ağrı geçmiş olsa bile, EKG normal görünse bile, kanda yükselen troponin kalp kasının hasar gördüğünü açıkça ortaya koyar. Bu nedenle troponin, kalp krizinin tanısında altın standart biyobelirteç olarak kabul edilir.

Troponin tipleri nelerdir?

Troponin tek bir protein değildir. Üç farklı alt birimden oluşur: troponin I, troponin T ve troponin C.

Troponin I Kalp kasına en özgü troponin alt birimidir. Kanda yükseldiğinde neredeyse her zaman kalp kaynaklı bir hasarı işaret eder. Günümüzde en sık kullanılan testtir. Kardiyak troponin I olarak da adlandırılır ve kalp krizinin tanısında birincil tercih edilen ölçümdür.

Troponin T Troponin I gibi kalp hasarının göstergesidir. Özellikle yüksek hassasiyetli troponin T testleri günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Hem kalp krizi tanısında hem de kalp yetmezliği gibi kronik kalp hastalıklarının takibinde değer taşır.

Troponin C Hem kalp kasında hem de iskelet kasında bulunur. Bu nedenle kalp hasarına özgü değildir ve klinik pratikte kalp krizi tanısında kullanılmaz.

Günümüzde klinik pratikte troponin I ve troponin T ölçümleri kullanılır. Troponin C ise araştırma amaçlı daha sık gündeme gelir.

Yüksek hassasiyetli troponin nedir?

Yüksek hassasiyetli troponin testleri, standart testlerin saptayamadığı çok düşük troponin düzeylerini bile ölçebilen ileri nesil testlerdir.

Bu testlerin en büyük avantajı hızdır. Standart troponin testlerinde kalp krizini dışlamak için birkaç saat beklenmesi gerekebilirken, yüksek hassasiyetli testlerle bu süreç çok daha kısa tutulabilir. Bazı protokollerde bir veya iki saatlik ölçümle tanı netleştirilebilir.

Yüksek hassasiyetli troponin testleri aynı zamanda çok küçük kalp hasarlarını da saptayabilir. Bu hem bir avantaj hem de dikkatli yorumlama gerektiren bir durumdur. Çünkü troponin yalnızca kalp krizinde değil, başka durumlarda da yükselebilir.

Troponin kaç saatte yükselir?

Kalp krizinde troponin kanda belirmeye genellikle semptomların başlamasından sonraki 3-6 saat içinde başlar. Ancak yüksek hassasiyetli testlerle bu süre 1-2 saate kadar kısalabilir.

Troponin düzeyi kalp krizinin ardından 12-24 saat içinde en yüksek değerine ulaşır. Sonrasında yavaş yavaş düşmeye başlar ve genellikle 1-2 hafta içinde normale döner.

Bu nedenle tek bir troponin ölçümü her zaman yeterli değildir. Acil serviste troponin belirli aralıklarla tekrar ölçülür. İki ölçüm arasındaki değişim yani delta troponin, tanı için tek bir değerden çok daha önemlidir.

Kalp krizinde troponin kaç olur?

Bu sorunun tek bir yanıtı yoktur. Her laboratuvar ve her test kiti için belirlenen farklı eşik değerleri vardır.

Genel olarak yüksek hassasiyetli troponin I testlerinde 99. persentil eşik değeri çoğu laboratuvarda 52 ng/L civarındadır. Yüksek hassasiyetli troponin T için bu değer genellikle 19 ng/L olarak kabul edilir. Bu eşiğin üzerindeki değerler anlamlı kabul edilir.

Ancak bu rakamlar yalnızca bir başlangıç noktasıdır. Asıl belirleyici olan troponinin seri ölçümlerde nasıl bir seyir izlediğidir. Kalp krizinde troponin genellikle referans sınırının çok üzerine çıkar ve birkaç saatlik aralıklarla yapılan ölçümlerde belirgin artış gösterir. Hafif ve stabil bir yükselme ise başka nedenlere işaret edebilir.

Sonuç olarak troponin değeri rakam olarak değil, klinik tablonun tamamıyla birlikte değerlendirilmelidir. Aynı troponin değeri bir hastada kalp krizini işaret ederken başka bir hastada farklı bir durumu yansıtabilir.

Laboratuvarınızın referans aralığı raporunuzda belirtilir, sonuçlarınızı bu değerle karşılaştırınız.

Troponin yüksekliği her zaman kalp krizi mi demektir?

Hayır. Troponin yüksekliği kalp kasının hasar gördüğünü gösterir ancak bu hasar her zaman kalp krizinden kaynaklanmayabilir.

Kalp krizi dışında troponini yükseltebilen durumlar şunlardır:

  • Kalp yetmezliği, özellikle akut alevlenmelerde troponin yükselir.
  • Miyokardit yani kalp kası iltihabı troponin yüksekliğinin önemli nedenlerinden biridir.
  • Pulmoner emboli yani akciğer damarlarında pıhtılaşma kalp üzerinde yük oluşturarak troponini yükseltebilir.
  • Böbrek yetmezliği troponinin vücuttan atılımını yavaşlatarak yapay yükselmelere neden olabilir.
  • Sepsis yani ağır enfeksiyon süreçlerinde de troponin yükselir.
  • Stres kardiyomiyopatisi yani Takotsubo sendromu troponin yüksekliğiyle seyreden önemli bir tablodur.
  • Yoğun egzersiz sonrası bazı kişilerde geçici troponin yükselmesi görülebilir.

Bu nedenle troponin sonucu her zaman hastanın şikayetleri, EKG bulguları ve klinik tablosuyla birlikte değerlendirilir.

Troponin testi nasıl yapılır?

Troponin testi basit bir kan testiyle yapılır. Koldan alınan kan örneği laboratuvarda analiz edilir. Hazırlık gerektirmez, aç olmak şart değildir.

Acil durumlarda sonuçlar genellikle kısa sürede çıkar. Yüksek hassasiyetli testlerde sonuç çoğu zaman bir saat içinde alınabilir.

Tek ölçüm çoğu zaman yeterli değildir. Acil serviste ilk ölçümden 1, 2 veya 3 saat sonra tekrar ölçüm yapılır. Bu seri ölçümler troponinin yükselip yükselmediğini ortaya koyar ve tanıyı netleştirir.

Troponin sonucu nasıl yorumlanır?

Troponin sonucunu tek başına yorumlamak doğru değildir. Bir kardiyolog veya acil tıp uzmanı tarafından klinik tabloyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Normal troponin sonucu genellikle kalp krizini dışlar. Ancak semptomların çok erken döneminde test yapıldıysa troponin henüz yükselmemiş olabilir. Bu nedenle şüpheli durumlarda seri ölçüm yapılır.

Yüksek troponin sonucu kalp hasarının göstergesidir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi bu hasar farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Hangi nedenin söz konusu olduğunu belirlemek klinisyenin görevidir.

Troponin değerindeki hızlı ve belirgin artış kalp krizini düşündürürken stabil ve hafif yükselme kronik bir duruma işaret edebilir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Göğüs ağrısı, sol kola veya çeneye yayılan ağrı, ani nefes darlığı, terleme veya baygınlık hissi varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Bu belirtiler kalp krizinin habercisi olabilir ve troponin ölçümü dahil acil değerlendirme gerektirir.

Daha önce troponin yüksekliği saptanmış bir hastada benzer şikayetlerin tekrarlaması da acil değerlendirme gerektirir.

Sık Sorulan Sorular

Troponin yüksekliği kalıcı hasar bırakır mı?

Troponin yüksekliğine yol açan hasarın kalıcı olup olmadığı nedene ve müdahalenin hızına bağlıdır. Kalp krizinde tıkanan damar ne kadar erken açılırsa hasar o kadar sınırlı kalır. Bu nedenle kalp krizinde her dakika önemlidir. Zamanında yapılan müdahale kalp kasının büyük bölümünü kurtarabilir.

Troponin düştükten sonra her şey normale döner mi?

Troponinin kanda normale dönmesi kalp krizinin atlatıldığını gösterir. Ancak kalp kasında ne kadar hasar oluştuğu ekokardiyografi gibi görüntüleme yöntemleriyle ayrıca değerlendirilir. Hasar miktarına göre uzun vadeli tedavi planı belirlenir.

Egzersiz sonrası troponin yükselir mi?

Yüksek yoğunluklu ve uzun süreli egzersizin ardından bazı kişilerde geçici troponin yükselmesi görülebilir. Bu durum genellikle zararlı değildir ve kısa sürede normale döner. Ancak egzersiz sırasında veya sonrasında göğüs ağrısı veya ciddi nefes darlığı yaşandıysa değerlendirme yaptırılmalıdır.

Troponin yüksekliği bulundu, ne yapmalıyım?

Troponin yüksekliği saptandıysa mutlaka bir kardiyoloji değerlendirmesi yapılmalıdır. Yüksekliğin nedeni, miktarı ve seyri birlikte değerlendirilerek gerekli tedavi planlanır. Sonucu tek başına yorumlamaya çalışmak yerine en kısa sürede bir uzmana danışmak en doğru yaklaşımdır.

Kaynaklar